Ben döndüm!

20110912-121831.jpg

“benden iyi benden uzak bir ben bulamam*”

Son bir aydır, 15 farklı uçak, 9 şehir, 11 farklı yatak, onlarca, yüzlerce başka insanla hareket edip duruyorum.

İnsan seyahate çıkarken yol onu kendi icine çekiyor nerden nasıl başladığının ne gördüğünü kaybediyor bir yerden sonra. Tempo benim icin gittikçe arttı, çünkü öğreniyordum neyi nerede arayacağımı ve yeni seyler bulmak için zorluyordum kendimi. Bir yandan üzerimde “mimar” gibi bakma yükü vardı, bunun üzerine çok düşündüm yol boyunca, deneyimi aktarmak mesleki pratik üzerinden nasıl olacaktı? Kendi cevabımı kendim buldum, mesleki deformasyon olabilir ama bu beyin kendini öyle bakmaya coktan ayarlamıştı zaten.

Bir de asıl başlık vardı tabi, “üretimin peşinde”.

Bu yolculuk öyle kurulmuştu, onun için seçilmişti bütün kentler. Aslında bu başlık salt anlamındaki üretimden çok daha fazlasını kapsıyordu. Tabiki insanın aklına en başta endüstriyel üretim geliyor ama bu değişiyor. Bu şehirler endüstriyel üretimlerinin sonucu şekillenmişler belki ama şu an ki pozisyonları daha farklı. Böyle soyut bir durumu aktarmak çok güçtü, Afrika’da safari yapmıyordum ki “A bakın aslanlar” der gibi “bakın burda da ne güzel üretiyorlar” diyemezdim veya bunun için illa bir fabrika görmem gerekmiyordu. Guangzhou’nun son 10 yildaki gelişimi veya Mexico City’nin neden devrimin başlangıç noktası olduğu ya da favelaların neden olduğu… Bu böyle sürer gider, analitik bir araştırma olmadığından, sınırsız bir sekilde yayılıyordu. Ben görünmeyen sınırları zihnimde çiziyordum, başlığım ve pesine düştüğüm şeyi seviyordum, bir yerden sonra onu dışımda tutmayı da bıraktım çünkü öyle olunca kaçırdığım seyler oluyordu. Su yolunu bulur deyip, onu da suya kattım.

Yolculuğun tam bu noktada ikiye bölünmesinden olsa gerek biraz yorucuydu. Başta demiştim çünkü bu yolculuk aynı zamanda benimle beraber sanal bir mekanın da üretilmesini sağlayacak. Onun gelişimi de hem sosyal medya üzerinde hem de benim zihnimde yeni yollara sebep oldu. Onlarca fotoğraf, video çektim, insanlarla tanıştım. Hatta artık o veri sığmamaya başladı, sınırda dönüyorum. Aslında bu da ayrı bir hikaye, çünkü şunu öğrendim hiç o kadar kolay değil ne dilini ne huyunu bildiğiniz insanları görüntülemek, bunun için çeşitli yöntemler geliştirdim yol boyunca, bazen yaradı bazen yaramadı.

Her yeni şehir, bir sınav oluyordu benim için. Öncesinde hazırladığım ön-raporu tekrar okuyordum, sonra şehir hakkındaki diğer araştırmalarımı, iki üç gün öncesinde o şehirdeki görüşeceğim insanlarla daha yoğun bir mail trafiği ve en sonunda da faydalı bilgiler otele nasıl giderim vs. Havaalanı otel yolculukları şehre ilk geliş için çok iyi bir ilk soru oluyor ve tecrübe ile sabittir, o havaalanı otel yolculuğunda kent kendini ele veriyor.

Yaptığımı kimi zaman bir yönetmenin işine benzetiyordum, bir şey vardı ve ben bunu kendi gözümden aktarıyordum. Önceden yazılmış bir senaryom vardı ama ben planları doğaçlama çekiyordum. O yüzden ne kadar anlayabilirsem, ne kadar görebilirsem benim çerçevemden o kadarı gözüküyordu ve kurgu şansım da yoktu, bildiğin “reality show”.

Şimdi dönüş yolundayım, bazı anlar çok yalnız oldum bu yol boyunca bazı anlarda ise kendimi gercekten kalabalığın icinde hissettim. Evimi, ailemi sevgilimi, arkadaslarımı özledim, bir iki sefer dedim en zoru tek başına yemek yemek ya da çok güzel bor anı tek başına yasamak oluyor, hele benim gibi herseyini paylaşmaya bayılan bir insan icin. Kolumda çıkan bir şey var, uçağa binince kızarıyor, belki vücudum artık kabin basıncına tepki veriyor bilmiyorum. Bu süre boyunca bu blogda elimden geldigi kadar herseyi paylaştım, diğer medyaları kullandım. Bu süre boyunca sürekli cama yazdım, hayır mecazi bir anlamda değil gercekten cam. Tablet bilgisayarlar.. Klavyenin hissini özledim. Şimdi başka bir süreç başlıyor, yeni yeni idrak ediyorum bazı seyleri, ben de nelerin değiştiğini, bundan sonra ne yapmak istediğimi.

Seyahat şimdi demleniyor, yakın zamanda set set fotografları, videoları koyacağım. Yapmayı planladığım sonuc videosunu ise en erken 4 Ekim’de sunumda izleyebileceksiniz, o sunum da “canlı” olacak, nasıl diye sormayın, görmek gerek.

*Büyük Ev Abluka’da ile bitiriyorum, benden iyi benden uzak bir ben bulamam, bulamazdım ama aramak güzeldi, Şimdi özlem giderme, dinlenme zamanı, şöyle boş bir kafayla ayaklarımı uzatacağım Ege’de.

Bunları diyorum ama İstanbul hızlı bir sekilde bekliyor beni, nerdeyse günde iki üç açılış, parti, söyleşi vs.

Hepsine yetişeceğim artık bir sekilde,

Bu yolculuk boyunca dertlerimi çeken ve destekleyen Arkitera’ya, aileme, sevgilime ve erdem’e teşekkürü de borç bilirim.

Hadi köye geri döndüm!

Yorum yapın