Bir Gezginin Gözünden Bursa


Bursa’ya yeşil zeytin bahçelerinin arasından geçerek gelmemin etkisinden de olsa gerek Bursa sınırları içerisine girdiğimde tezat bir ruh hali içerisine düşüyorum. Şehre girdiğinizde sizi kucaklayan betonarme bloklar ve kentsel planlamanın ranta dayalı işlediğini bir kez daha göz önüne seren Kent Meydanı isminde bir AVM ve 20 kata kadar sayabildiğim (bir çok cephesi güneş bile almayan) soğuk TOKİ blokları karşılıyor sizi.


Kent içinde Mesut Taşdan ve Burcu Tuncel ile düzenlediğimiz bisiklet turunda kentin mekanizmasını ve bu mekanizma içindeki yüksek potansiyelli bölgeleri incelemeye karar verdik. Bursa şehri iki ana aks ve bu akslar arasına yoğunlaşmış konutlaşma olarak tanımlayabileceğimiz bir kent planlamasına sahip. Şehrin Tophane ve Heykel Bölgesi şehrin eski cazibe merkezlerini oluşturuyor. Bu bölgeden Çekirge Bölgesi’ne doğru yoğunlaşmanın eritildiğini gözlemliyoruz. Diğer akstan bahsetmek gerekirse şehrin iki yakasını bir araya getiren, Ankara ve İzmir Yolu’nu birleştiren büyük bir servis yolu diyebiliriz. Özetlemek gerekirse turuncu ile gösterdiğim yolun Ankara’ya bakan kısmı göç almış, gettolaşmış fakat bir o kadar da kente servis yapan bir bölge konumundadır. Bu yolun İzmir’e doğru bakan kısmı ise Nilüfer gibi Bursa Halkı’nın nezih yerleşim mekânı olarak tanımladığı bölgelerdendir. Turuncu olarak gösterdiğimiz bu ana aksın İstanbul Yolu ile kesiştiği bölgeye ise daha önce bahsettiğimiz Kent Meydanı ve TOKİ Konutları inşa edilmiş. Fakat çevresindeki yaşantının bu güçlü cazibe noktalarına uyum sağladığını söylemek mümkün değil. Doğudan merkeze doğru gettolaşmış, göç almış bir yaşantı adeta bu noktada bir duvara çarpmış. Yarışmayla yapılmış ihtişamlı dükkânları olan bir alışveriş merkezi ve onun varlığından güç alarak yükselmiş bloklar görüyorum.



Kente genel bir bakış yaptıktan sonra Bursa’nın kent olarak yamaçlardan aşağıya doğru akmaya başladığı Heykel ve Tophane Bölgesi’ni detaylı bir şekilde incelemeye gittik.


Şehrin ilk sahipleri şu anki sahiplerinden daha duyarlı olsa gerek. Yağmurlu iklimi olan Bursa’nın kaldırımları mekânın sınırları içine girmiş ve yaya – esnaf ilişkisine fikrimce düşünceli bir bakış atmışlar. Tophane’deki evlerin sokağa taşan üst mekânları ve sel baskınından kaçarcasına aceleci alt kat pencereleri ince bir düşüncenin olmasa da bir tecrübenin kazanımı olduğunu düşünüyorum.


Şu anki kent sahipleri yenileme çalışmalarıyla bu mirasa duydukları saygıyı somut olarak yerine getirmişler. Fakat olmayan sur duvarlarını tekrar örerek, evleri çimento sıvalarla sıvayarak işin ehemmiyetini sadece somutlukta bırakmışlar. Yapanların ince fikirleri silik kalmış kentin portresinde. Kotlar şehri tanımına ve kotlarla oynamanın temel tasarım derslerine ders olacak şekilde akışkan olduğu bu şehirde sonradan yapılanların hastalıklı tutumunu gözlemlemek için karış karış incelemenize gerek yok. Yürüdüğünüz yolun defalarca üst üste gelen asfalttan oluşması ve onun kapattığı girişler dikkatimizi çeken farklı bir nokta oldu.


Yorum yapın