selam! [1]

Herkese merhaba!
 Yazı_1
Ben Atıl. Bu yılın Arkitera gezginiyim. 
 
Öncelikle söyleyeyim; konuşmayı çok severim. Ancak süreç boyunca sizinle uzun, okuması zor yazılar paylaşmak yerine yaşadığımız çağa ve alışkanlıklarımıza uyum sağlayıp sizlere 140 karakter tadında paylaşımlar yapacağım. Biliyorum, çoğunuz benim gibi günün büyük bir bölümünde sosyal medyadasınız. Sosyal medyayı da bilirsiniz; yaşadığımız anın oldukça ilerisinden akan, yakalaması oldukça zor ancak dünyaüstü bir çaba ile bir şekilde tutunmayı başardığımız kanallardan biri. Günün büyük çoğunluğunda farklı uygulamalarda da online kalmayı becerebilen bireylerden biri olarak çoğu zaman bilgiyi bu kanalla elde ediyorum. Ne kadar jenerik kaldığı tartışılır, bu konu uzar gider. Ancak demem o ki; tüm seyahat bursu sürecimi, seyahat öncesi hazırlıklarımı ve araştırmalarımı, seyahat esnasındaki deneyimlerimi ve seyahat sonrası üretimlerimi sizlerle oldukça alışık olduğumuz şekilde sosyal medya üzerinden paylaşacağım. Kimi zaman 140 karakter ile, kimi zaman 2 paragraf yazıyla, kimi zaman iyi filtreli bir instagram fotoğrafıyla, kimi zaman da şarjım yettiğince 10 saniyelik bir video yayınıyla.
 
Ama özellikle dev bir eskiz defteriyle. Evet, bol bol çizeceğim.
 
Aktarımın değil, paylaşımın esas alınması gerektiğinin yaklaşık 3 yıldır koyu bir savunucusuyum. Bu yolda, lisans eğitimimin 2.yılında Whatabout Studio isimli öğrenci oluşumunu kurdum ve geçtiğimiz Ocak ayına kadar geçen 3 yıl boyunca Türkiye’nin 14 farklı şehrinden 500’ü aşkın öğrenci arkadaşımla bir çok şey paylaştık. Bilgiyi en temel elde etme yollarımdan birinin de “paylaşım” olduğunu keşfettim bu 3 yıl içerisinde. 
 
Neden seçildiğim konusunda bir yazı yazmayı düşündüğümde ise aklıma tek gelen şey buydu, yani seyahat bursu başvuru dosyamı hazırlarken “Neden beni seçsinler?” diye kendime sorduğum başlangıç sorusuydu.
 
Cevabının en büyük paydalarından biri, sanırım “paylaşım”.
 
Bahsettiğim şey sosyal medya paylaşımı değil tabi ki, süreç paylaşımı. Nasıl başladığımı, ne bulduğumu, gitmeden önce ne üzerine odaklanacağımı, gittiğimde ne gördüğümü, tüm süreci sizlerle paylaşacağım. Eğer ki bana eşlik ederseniz tüm taşlar yerine oturmuş olur!
 
“Fotoğrafta gördüm, şurayı gözden kaçırma!”lara da açığım, canlı yayın esnasında gelecek “Sağa dön, orada enteresan bir şeyler var.”lara da. 
 
Tabi ki www.seyahatbursu.com‘dan ve gerek Arkitera Seyahat Bursu’na ait, gerekse kendime ait  Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat ve Periscope hesaplarından elimden geldiğince çok yayın yapıp dahil olmak isteyenlere olabildiğince çok kanal açmaya çalışacağım. Seyahat bursu sürecini bir çift göze tanınmış bir hak olmaktan öteye götürüp, yüz çift gözün izlediği ve etkileşimde bulunabildiği bir sürece çevirebilirsek ne mutlu.
 
Neden seçildiğim konusuna dönersek de en temel meseleler olarak seyahat planını çok detaylı işlediğim, araştırma konusunu bugüne tutunan evrensel bir olay üzerinden kent ile ilişkilendirdiğim, “tahribat” temasını kentin fiziksel varlığının yanı sıra kent hayatına ait dinamiklerin değişimi üzerinden de okuyacağım, araştırma projemi İstanbul – Rio de Janeiro benzerliğinden yola çıkarak kent kullanıcısı dürtüleriyle detaylandırmaya çalıştığım ve kesinlikle zorlama bir araştırma projesi üretmediğim söylenebilir. Rio de Janeiro üzerinden okuyacağım bu araştırma meselelerine aslında “tahribat”ı normalleştirmiş bir İstanbul’dan da alışığım. Bu nedenle seyahat bursu önerimde özellikle işe kendimden ve çevremden başlayıp, evrensel ölçekteki “tahribat”ın eşiğini aramaya kadar uzun bir maratona girmeye hazırlandığımı belirttim. Tahminime göre bugün bu yazıyı yazmamda bahsettiğim kararların da etkisi olmuştur. Eğer olmadıysa burada Arkitera ekibine cevap hakkı doğuyor tabi. Dilerlerse telefonla canlı yayına bağlanabilirler. Alo, Arkitera?
 
Detaylı seyahat planımı ve önerimi incelemek isteyenleri şuradan alalım, burayı kalabalıklaştırmayalım: http://www.arkitera.com/haber/26588/seyahat-bursunun-2016-yili-kazanani-belirlendi
 
Bu arada evet, Rio’ya gidiyorum.
 
2016 Rio de Janeiro Yaz Olimpiyatları’nın İstanbul’a bir çok açıdan benzer bir kent üzerinde yaptığı tüm tahribatı, tahribatın öncesini, sonrasını ve tahribat anını daha önce geçtiğimiz yaz Tokyo’da yaptığım gibi kalemim yettiğince çizmeye; tahribatı tespit etmeye ve farklı kanallar ile tahribat eşiğini kaydetmeye doğru 20 Haziran 2016’da yola çıkacağım. Haliyle 2 aydan az bir süre kaldı. Yavaştan başlayalım, diyorum.
 
Başlangıç için ise eskiz defteri yapmak iyi fikir. Bugüne kadar kullandığım neredeyse tüm eskiz defterlerimi kendim yaptım. Rio’da kullanacağım eskiz defterini de pek yakında hazır edeceğim. Sonrasında araştırma sürecimde yapacağınız önerilerden, defter için iyi kalem önerilerine kadar her şeye açığım. 
 
PS: Sevgili defterseverler, eğer bahsettiğim gibi bir çizim – tespit işini daha önce yaptıysanız lütfen benimle de paylaşın! Ne kadar çok çeşit olursa, yeni şeyler denemek için o kadar iyi! Hem de bir veri paylaşımı başlar. Böylece açılışı yapmış oluruz.
 
Açıkçası kendimi tanıtmaya gerek var mı bilemedim ama hem çok konuştum, hem de zaman bol. Yavaş yavaş tanışırız. Şimdilik kesinleşen tek planım sarı bavulumu kullanacak olmam. Sarı rengi severim.
 
Memnun oldum. Neslimizin muhteşem ‘stalk’ yeteneğini elbirliğiyle Rio de Janeiro ve Olimpiyatlar avında da kullanabilmek dileğiyle,
Sevgiler!
 
Atıl.

Yorum yapın