High five Niemeyer!

5. günden herkese selamlar.

Dün işlerimi hallettikten sonra hostelden öğle vakti gibi çıktım. Hava kararana kadar zamanım olduğu için yeniden merkezde dolaşayım, yeni şeyler arayayım dedim. Ancak pek bir şey bulamadım. Sonra buradakilerin önerisi üzerine Niteroi şehrine gitmeye karar verdim.

Yolda araştırdığım kadarıyla Niteroi şehri, olimpiyatlar boyunca Rio’ya gelecek olan turistlerin bir kısmının konaklayacağı şehir. Merkezden kalkan vapurlar ile ortalama 25 dakikada gelinebiliyor. Bu nedenle Rio’nun sayfiye şehri gibi. Oldukça sakin, ulaşımı ise oldukça kolay. Benim için de iyi bir mola oldu. Fazla yorulmuştum, vapur yolculuğu ve Rio’yu uzaktan görmek iyi geldi.

IMG_20160625_091301IMG_20160625_092724IMG_20160625_092803

Hayal ettiğim şey daha ufak ölçekli bir şehirdi ama yapıların ölçeği Rio’ya çok benziyor. Kendimce şöyle bir mantık oturttum; İsa’ya varana kadar her şey makbul!

Gelme amaçlarımdan biri de Rio’ya uzaktan bakmaktı. İçindeyken dev bir kaosun içinde hissettiğim Rio şehrinin aslında ne kadar ufak olduğunu, büyüleyici büyüklükteki bir doğanın içinde sıkışmış olduğunu görmek sanırım beni rahatlattı.

Heyt be Rio, sen mi büyüksün ben mi!?

Ancak Niteroi’de fotoğraf çekemedim pek fazla. Gelmeden önce uyardılar, ufak bir şehir olduğu için turist olduğunu rahatlıkla anlarlar ve gaspa uğrayabilirsin dediler. Ben de UBER çağırıp bir ufak seyahat ettim, sonra da kendimi Niemeyer’in kollarına bıraktım.

Kendisiyle ilk tanışmam.Yani daha önce herhangi bir binasının yanından geçtiysem bilmiyorum tabi de, bilerek ve isteyerek ilk buluşmamız. Bence o da beni seviyor.

Modernizm şaheseri. Açıkçası binanın formunu pek sevmedim. Yani güzel tabii, şimdi böyle oturduğum yerden sallamayayım. Demek istediğim, binanın formunu beğenmememe ve ‘Ne gerek varmış?’ deyip burun kıvırmama rağmen içine girdiğimde elim ayağım titredi.

Vay anasını!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İçeride 2,5 saat geçirdim. Ufacık bir müze ama kendimi manzarayı izlemekten ve dinlenmekten alamadım. Hani bazı yerler olur ya; içindeyken kendinizi evren ile iletişime geçiyor gibi hissedersiniz. Tam olarak onu hissettim! Hayatım boyunca 1 kez kesinlikle olmam gereken yerlerden biriymiş gibi. Hortkuluklarımdan biri burası olabilir.

Anlayacağınız, içerideyken fazla ‘yükseldim’. Herhalde manzara yüzünden melankoli vurdu. Neyse, ben evrenle iletişime geçtim mi? Geçtim.

Bugün Rio’nun eski favela bölgelerinden olan Santa Teresa’ya gideceğim. Biraz tehlikeli olabilir, çünkü şehrin arka taraflarında. Bu nedenle fotoğraf çekebilecek miyim hiç bilmiyorum. Ama çizeceğim elbet.

Bol bol çiziyorum, ama size henüz göstermiyorum. Ufak kopyalar vereceğim sadece. Heyecanı kaçmasın. Bugünden bu kadar.

Haftaya bir gün sabah erkenden Copacabana’ya gidip koşma kararı aldım. Herkes yapıyordu, çok özendim. Boynuma gopro’yu alıp timelapse çekeceğim.

Rio de Janeiro’dan selamlar.

Yorum yapın