Zoraki Flaneur

Havalimanında çevirdiğim tüm paranın cumartesi itibariyle bitmesi ve pazar günü hiçbir yerde açık exchange ofis bulamamam yüzünden, tüm pazar gününü yakın mesafelerde boş boş yürüyerek geçirmek zorunda kaldım. Botafogo sahilinden Gloria sahiline doğru yürüme kararı aldım. Taktım kulaklığımı yola çıktım.

Olimpiyatlar ile ilgili bölgede hiçbir değişiklik yok, sordum soruşturdum. Yapılmamış, yapılmıyor da. Ancak yine de kentin kendi dinamiğini anlamak için iyi olacağını düşündüm, başka çarem de yoktu açıkçası.

Botafogo sahilinden, kuzeyde Gloria bölgesine kadar hiç kesilmeden giden yeşil bir sahil hattı var. Bu nedenle çok yoğun. Özellikle çıldırmış gibi sürekli spor yapmaları ile ünlü olan Brezilyalılar için temel yaşam koşullarından biri olsa gerek. Biraz ilerledikten sonra ise Gloria bölgesinde açılan pazarlardan birine rast geldim, ismi Feira Hype. Hippi pazarı denebilir. Rio’nun farklı farklı bölgelerinde her pazar günü açılan pazarlardan biri. Sokaklarda olmayan herkes oradaydı, fazla eğlenceli. Bu adamlar olimpiyatlar için gelen turistleri çok eğlendirecek, bundan çok eminim.

Pazardan sonra hava karardı, ben de tıpış tıpış evime döndüm.

Pazartesi günü ise şehri en tepeden, İsa heykelinin olduğu Corcovado’dan görmek için erkenden yola çıktım. Amacım, erken saatte gidip sıra beklemeden şehri tepeden görmek ve sonrasından da olimpiyat bölgesine doğru yola çıkmaktı. Erken saatte Corcovado’daydım. Şansıma hava açıktı.

IMG_20160628_085748

Santa Teresa’nın tepesinden şehirdeki sınırları incelerken hepsini çok net görebiliyordum.
ancak Corcovado’dan baktığımda bütün sınırlar kalkmış gibiydi. İsa katında her şey normal demek ki.

Sol tarafa bakınca yine şehir merkezi, Centro, Lapa ve Maracana bölgeleri. Daha geriden bakınca anlayabildim, bu bölgeler daha az engebeli olduğu için büyük binalara ve geniş yerleşkelere daha uygun. Bu nedenle ölçek büyüdükçe büyümüş. Olimpiyatlar döneminde dev bir kalabalığı daha karşılayabilecek bir ölçek. Karşımda Botafogo, Gloria ve Flamengo bölgeleri. Daha önce bahsettiğim, olimpiyatlar öncesinde ve sonrasında aynı kalan bölgeler. Değişmeyecekler. Sağ tarafta ise Copacabana ve İpanema bölgeleri.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Olimpiyat köyü merkezden çok uzakta, bu nedenle oraya yapılan hiçbir müdahale fiziksel olarak merkezi etkilemiyor. Merkezi etkileyen Porto Maravilha projesi de ölçek olarak bir şey değiştirmemiş, yalnızca göz hizasında yaya-araç kullanım dengesinde değişiklikler olmuş. Onun detaylarını sonra anlatacağım, bir başka detaylı yazıda.

Ancak en büyük darbeyi Copacabana bölgesi almış sanırım. corcovado’dan bakınca yapılan müdahaleler karınca kadar, yani kent ölçeğinde farkedilmeyecek kadar ufaklar ama mikro ölçekte oldukça rahatsız ediciler.

Dostlar, çok üzgünüm ama sanıyorum Rio’yu çok sevmeye başladım. Bu kadar çok yapılaşıp bu kadar yeşil kalmayı becerebilmek çok güzel! Merkezde dev binaların arasında da kalsam, Botafogo’da ufak ölçekli yapıların içinde de gezsem, Copacabana ara sokaklarında da dolaşsam üstüme hep bir yeşil örtü. Başka yerde bulamayacağınız bir doku. Belki de Rio bu nedenle ünlü. Bu yüzden olimpiyat köyünün Barra bölgesine alınması çok mantıklı bir hareket olmuş. Tek problem, olimpiyat kararları alındıktan itibaren dar gelirlilerin başka bölgelere gönderilmeye çalışılması, şiddet uygulanması ve şehirdeki fiyatların artması… Her ne kadar merkez fiziksel olarak korunmuş, bir iki fire dışında iyi kararlar alınmış desem de şunları görmezden gelemiyorum. Bunların da yaşandığını çok net ‘hissedebiliyorum.’ Sürekli bahsettiğim bu keskin sınırların başka şekilde kaldırılması imkansız. Asıl ‘tahribat’ işte burada gerçekleşiyor.

Bu videoyu arkadaşım Yağız Söylev gönderdi, temam ile bağlantılı olacağını düşünmüş. Ki gerçekten öyle.  Benim fotoğraflarını çekemediğim, telefonumu çıkarmaya korktuğum bölgeler bunlara çok yakın. Keskin sınırlar dehşet verici.

İşte sanırım tam olarak bu yüzden olimpiyatlara karşı fazlaca ‘iztemeyükçü’ davranarak geldim. Günlerdir fotoğraflarını çektiğim ve bahsettiğim bir çok şey de video’da mevcut. Bu 8 dakikayı izleyerek ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Enteresan bir sakinlik mevcut. Yazarak fazla uzatmaya gerek yok, belki de sebebi aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikadır.

Şimdilik böyle. Bol sevgiler!

Yorum yapın