6. Günün Ardından

Geze geze, yanıla yanıla Moskova’daki son güne geldik. Bu son günde artık tüm gezdiğim şeylerin üstüne koyabileceğim bir eski-yeni (ya da sadece yeni) ilişkisi(leri) aramak için lapamı ve omletimi yiyip yola koyuldum.

Aslında bunun en iyi gözlenebileceği yerlerden birisi Moskova İş Alanı idi. Ama bir önceki gün Kutuzovsky Caddesi’ni gezerken arka planda sıkça karşılaştığımız manzarayı gidip yakından görmek çok fazla zaman kaybettirecekti ve o kadar dürüst (!) binadan sonra sizleri cam prizmalara maruz bırakıp bırakmama konusunda pek emin olamadığım için uzaktan göstermekle yetineceğim.

Onun yerine neredeyse bu binaların özeti olan Dominion Tower’ı ziyaret ettim. Zaha Hadid’in 2015 yılında yapımı biten binasının genel temayla olan bağını ve yorumunu sizlere bırakıyorum. Çevresiyle kurduğu ilişkinin çeşidi ise zaten bu zamana kadarki bütüncül yaklaşımlardan sonra size bir fikir veriyor olmalı. Bence proje parselini kesip beyaz bir arka plan içine koysak gerçekten keyif verici bir bina. 😊 Fakat bugüne kadar duyduklarıma ek olarak şunu söylemek isterim; bina resmen dökülüyor. Henüz 2 yıl önce açılmış olmasına rağmen, merdiven kenarlarından plakalar fırlamış, güzel gözüksün diye atılan 1 santimlik ince beton çoğu yerde dökülmeye başlamış, plakaların rengi değişmiş ve hatta bir çoğu düşmüş ve altındaki boş çelik iskelet görünür olmuş falan filan ve benim bilmediğim birçok teknik şey. Tahmin ediyorum ki Hadid ve ekibi Rusya soğuğunu biraz gözardı etmiş olabilirler.

Ardından ona göre çok daha iyi durumda olan Rem Koolhaas’ın aynı tarihte yapımı biten Garaj Müzesi’ni görmeye Gorki Parkı’na gittim. Bir pazar günü eğlencesi olarak, güzel havayı da yakalayan Moskova halkının akın ettiği parka girince, bir anda bana da bir gevşeklik geldi ve bir kaç saati çimlerde marketten aldığım jöleyi ve çerezleri yiyerek geçirdim. Ayrıca enteresan bir biçimde parkta mangal yapan ya da karpuz kesen o sırada da çocukları top koşturan aileler göremedim.

Garaj Müzesi 1968’de yapılan “Vremena Goda” isimli yapının üzerine konulmuş bir kütle tabiri caizse. Önündeki meydanla ve çağdaş sanatlar müzesi olmasıyla da parkın herhalde en çok ilgi çeken bölgesi. Fotoğraflar sanki proje anlatımında hiç olmayan mutlu insanları Photoshop ile yapıştırmışsınız gibi görünüyor ama gerçekten insanlar o kadar mutluydu. Garajın içi ise çok daha canlı. Halihazırda sergiler, enstalasyonlar ve sergiler olan mekanda aynı zamanda nispeten geniş bir kitaplık, oyun alanları ve yemek yerleri de var. Tam anlamıyla yaşayan bir bina demek hiç yanlış olmaz. İçerideki düz kütleyi aynen yanlara taşıyan Koolhaas ise genel anlamda sirkülasyona ve mekan kullanımlarına çok önem vermiş. Hadid binası gördüğüme sevinmiştim ama Koolhaas binası içinde gezmek bambaşkaymış.

Şansıma yine bir şehircilik üzerine bir sergide çektiğim referans videosu ve fotoğraflar Rusya’da bir proje tasarlarken nerelerden ilham alabileceğinizi gösterir nitelikte.

Moskova’nın son gezi durağı ise hostelde tanıştığım bir Rus mimar arkadaşın bana şiddetle önerdiği Komsomolsky Caddesi üzerindeki 3 büyük ve önemli istasyon oluyor: Leningradsky, Kazansky ve Yarovslavsky istasyonları. Üç bina da normalde konstrüktivist dönem eserleri olmasına rağmen yıllar içinde geçirdikleri renovasyonlarla bambaşka kimliklere dönüşmüşler. Bazılarının terminali eski strüktürel yapısını korurken bazılarınınki değişmiş, bazılarının sadece girişi aynı kalırken yolcu istasyonları değişmiş vesaire. Çok daha detaylı gezip görülebilecek bu alanları son dakikaya atmak ise sanırım en büyük pişmanlığım. Yalnız taş ve plastik kolonların yan yana geldiği farklı kimlikli fotoğraf ise herhalde genel anlamda değişimi size özetliyordur. İlgilenenlere küçük araştırmalar yapıp farkları daha iyi görmelerini mutlaka öneriyorum.

Bu arada Komsomolskaya Meydanı üzerinde ise kız kardeşlerden birisi daha mevcut. Aynı şekilde arka planda ilk günlerde yanından geçtiğim hatta “bu da ne ola ki” dediğim yapı Red Gate, meydanda karşılaştığım yapı ise Hilton Moscow çıktı. Yani böylece kız kardeşleri 5’lemiş olduk. Geriye Kudrinskaya ve Kotelnicheskaya’daki yapılar kaldı. Artık ömrümüz yeterse ileride onları da görmek isterim. Bu gördüğüm iki yapı da otel ve apartman olarak çalıştığı için Kutuzovsky caddesi üzerindeki apartmanla benzer mekansal özelliklere sahipler.


Moskova ise bildiğiniz gibi. Sadece güneş açmış hali. Her metroda farklılıklar hala sizi bekliyor. Şimdi toplanıp trene yetişme zamanı. Trenim hızlı tren olmadığı için yaklaşık 9 saat sürecek. Bol bol çayır çimen ve kasaba göreceğim kesin. Aslında bayağı heyecanlıyım. Tren yolculuklarını severim.


Not: Yazıların açıklamaları ve sırası biraz dağınık ama düzelteceğim. Söz.