Bugün biraz San Francisco’nun ulaşım ağı üzerine gözlemlerimden bahsetmek istiyorum. Günde ortalama 17 km yürüyüp, gün sonlarında da ölüp hostele dönmek için metro, otobüs ve uber ağını denedikten sonra ve dün de 32 kilometrelik bir bisiklet rotasını sürdükten sonra bu konu üzerine yazmak için sanırım hazırım.

Paylaşımlı bisiklet sisteminin kente entegre etmek üzerine çalışan ulaşım mühendisi Benjamin Wright’la kuzey sahil şeridini takip eden bisiklet rotasıyla Golden Gate Köprüsü’ne, ardından köprünün diğer tarafındaki zengin kasabası Sausalito’ya giden bir bisiklet yolculuğu yaptık. Gidiş dönüş 32 km sürdü. Yol boyunca Benjamin ile, ulaşım ağının tasarlanış biçiminin kentteki yaşamı ve etkileşimi nasıl etkilediği üzerine konuştuk. Benim özellikle en çok merak ettiğim nokta Uber gibi alternatif ulaşım sistemlerinin şehirdeki etkileşimi ve şehir yaşamı algısını nasıl değiştirdiği yönündeydi. Bu sohbeti de podcast şeklinde yayınlamaya çalışacağım önümüzdeki günlerde.

Uber konusunu biraz açmak gerekirse San Francisco’da çıkması hiç şaşırtıcı değil. Çünkü şehirdeki tramvay ve otobüsle ulaşım o kadar yavaş ve aksak ki yürüyerek gitmek her zaman daha mantıklı kalıyor. Üstelik paylaşımlı yolculuklarla bazen toplu taşımadan daha ucuza getirebiliyorsunuz yolculuğunuzu. Bu paylaşımlı yolculuklar, yolcuya yansıdığı kadarıyla aslında bizdeki minibüs/dolmuş hattına benzer bir deneyim sunuyor diyebiliriz, ama önemli bir farkla. Uber ne bir araba ne de sürücüye sahip. Bu nedenle ne Uber, ne de sürücüler yolculuğunuzda bizdeki minibüsçüler kadar otoriter bir role sahip değil. Hizmeti sağlayan tüm paydaşlar birbirinden belli bir mesafeyle ayrılıyor ve hizmetin kalitesi bu mesafenin korunmasıyla sağlanıyor benim gözlemime göre.

Uber, kamusal alan ve mimarlık tartışmaları açısından devrimsel bir öneme sahip bence. Yeni yöneticilerinin de eski bir mimar olması çok anlaşılır bu nedenle. San Francisco’da “small talk” nezaket gereği olarak görülüyor. Müzede bilet alırken bile önce hal hatır sorup kısa bir sohbetten sonra işleme başlanıyor. Uber şoförleriyle ve diğer yolcularla sohbetler de bu nedenle yolculuğun temel bir parçası. Bu durum, yani özellikle anonim insanların eşit bir hizmet aldıkları sırada birbirleriyle etkileşime geçmesi, fikir alışverişinde bulunması ve ayrılması düşünüldüğünden daha büyük bir etki alanına sahip. Uber şoförleriyle yaptığım sohbetler sonucunda ben de bu sohbetlerin gazetelerde köşe yazılarını, akademik tezlerini, yeni hobilerin yayılmasını, ürün tanıtımlarını ve bunlar gibi birçok farklı konuyu etkilediğini öğrendim. Bu açıdan bakılacak olursa Uber, Twitter ve Facebook’un yaratttığı sosyal medya gücünün fizikselleşerek daha da güçlendiği bir mekanizma olarak görülebilir.

Türkiye’de olan Uber servisine denk gelen seçim Uber XL Black, ve San Francisco’da sunulan en pahalı servislerinden beri. Bunun dışında Express Pool, Pool, UberX, engelliler ve yaşlılar için UberAsist ve tekerlekli sandalye uyumlu WAV, En yaygın kullanılanı ExpressPool. Farklı varış noktalarına ama aynı yöne giden yolcular eşleştiriliyor ve şehir merkezinde kişi başı 2-3 dolara hizmet sağlanıyor. Bunun dışında eve yemek servisi, express dondurma servisi gibi  hizmetlerle başka mecraların ekmeğine de göz dikmiş durumda Uber.

Uber dışında temel toplu taşıma araçları BART ve MUNI ağları. BART raylı sistem, MUNI ise içinde metro ağının bir kısmını barındırmakla birlikte tramvay ve otobüsleri de kapsıyor. Dediğim gibi, MUNI pek dakik ve verimli değil böyle hızlı akan bir şehirde. Alternatif olarak bir paylaşımlı bisiklet ağı Ford’un desteğiyle özellikle Financial District denen plaza bölgesinde yaygınlaştırılıyor. Bu bisiklet hizmeti 45 dakikalık yolculuklarla limitli yalnız. 45 dakikadan sonra 15 dakikalık bir aradan sonra tekrar hesabınızı aktifleştirebiliyorsunuz.

North Beach semtinde mimarlık kitapları satan bir kitapçıda kitapları karıştırırken San Francisco’nun inişli çıkışlı topografyasına nasıl klasik Amerikan şehirlerinin gridal sisteminin uygulandığından bahseden bir kitap buldum. Önce yükseklik eğrilerine göre bir formül geliştirmeye çalışmışlar ama özet olarak çözümü gridi topografyaya oturtarak bulmuşlar. Şehrin büyük bir kısımında sokaklar ve caddeler bir satranç tahtası gibi isimlendirilmiş. Bir yöndeki sokaklar ardışık sayılarla, diğer taraf ise alfabetik sırayla isimlendirilmiş; art arda Anza St, Balboa St, Cabrillo Sti. gibi gidiyor. Adresler de hangi iki sokak kesişiyorsa o ikisinin adıyla veriliyor.

Burada hem saat farkı nedeniyle hem de seyahat temposu nedeniyle çözümlemelerimi aktarmak ve sosyal medya paylaşımları yapmak tahmin ettiğimden daha zorlu oluyor malesef. Yine de her fırsatımı yazarak ve paylaşarak kullanmaya gayret ediyorum. Fırsat buldukça burada yayınladığım yazılara da daha çok fotoğrafla zenginleştireceğim. O yüzden gecikmeler için özür dilerim!

Ulaşım Ağı Bize Kent Hakkında Ne Söyler?
Etiketlendi: