ben Çin’den geldim dedim, burası nasıl China Town!

Gerçekten de Çin’den geldiğimden midir ama Çin Mahallesi beni fazla etkilemedi burda. Enterasan tarafı bankaların bile çift dilli olmasıydı. Bir de tabi o geniş caddeler ve sokaklarda aynı milletten insanların bir anda ortamı geldikleri yere değiştirmesi, deforme etmesi, kendinden birseyler katması üzerine düşünmek için güzeldi. Çin mahallesinin hemen etrafında Banu’nun önerisiyle bulduğumuz küçük galeriler vardı, tahminimde bu galeriler de bu cevrenin çehresini bir nebze değiştiriyordu, hatta değiştirmiş gibiydi. Aslında olduğumuz yer new Museum’a çok yakındı. Ben bu küçük galerileri her sehir için katalizörler olarak görüyorum, bir yerden başlatıyorlar, çoğalıyorlar, degisimi hızlandırıyorlar.

20110901-022046.jpg
Vanessa adında bir mantıcı vardı gideceğimiz yerlerin icinde, Mantıcıyi denemeden dönemezdim, sipariş verdikten sonra önünüzde yaklaşık 10 dakikada hazırlanan mantilar burada bulunmakta. Tadı da ayıptır söylemesi pek güzeldi, new york için lezzet/fiyat orantisinda en iyi yerdi diyebilirim.

20110901-023813.jpg

20110901-023822.jpg