Site icon Arkitera Seyahat Bursu

San Francisco’ya saatler kala…

Selam! San Francisco seyahatime saatler kala rotam hakkında ayrıntılarla karşınızdayım.

Yolculuğa 19 Temmuz’da Londra aktarmalı toplamda yaklaşık 15 saat sürecek bir uçuşla başlıyorum. İlk günlerimi farklı sosyal kimlik gruplarının yaşadığı bölgelerde geçirip kent politikalarıyla ilgili gözlemler ve görüşmeler yürütüp finali Silikon Vadisi’nde yapmayı planlıyorum. Programım röportaj için konuştuğum kişilerin de programına bağlı olduğu için ufak tefek değişikliklere de açık olacağım bir yandan.

Seyahat Bursu için başvurumu hazırlarken San Francisco’yu araştırdığımda ilk izlenimim, daha doğrusu oturduğum yerden yürüttüğüm fikir, kamusal alanda olup bitenlerin hem çok yenilikçi bir şekilde ve dönüştürücü bir ivmeyle ortaya çıktığı, hem de karşısında hep bir negatifi, onu yavaşlatan bir gücü bulmasıydı. İki İleri Bir Geri başlığı bu şekilde yola çıkmıştı. Orada yapacağım gözlemler ve röportajlarla bu savımın ne kadar isabetli olduğunu göreceğiz; ama şurası kesin ki, San Francisco’daki mevcut kamusal alan tartışmaları, ezberlenmiş taleplerden ve çözümlerden çok uzakta.

(Kaynak: https://www.smithsonianmag.com/smart-news/traces-san-franciscos-pre-earthquake-chinatown-uncovered-180957528/)

San Francisco, insan çeşitliliği açısından dünyanın en iddialı noktalarından biri. 2. Dünya Savaşı’ndan beri katlanarak artan, gerek etnik, gerek ekonomik, gerek sosyal seçimler açısından müthiş bir çok seslilik mevcut. Hal böyle olunca şehrin ‘68 kuşağına, Mim Topluluğu’na, Diggers hareketine, disiplinlerarası tasarımı tartışmaya açan Halprin Atölyeleri’ne, Özgür Şehir’e ve sonrasında dünyaya yayılacak kamunun şehrini sahiplenmesi, katılımcı tasarım, karşı-kültür, gerilla mimarlığı gibi yeni ortaklık tanımlarına ev sahipliği yapmasına şaşmamak lazım.

(Kaynak: http://www.streetfilms.org/parking-day-san-francisco/)
(Kaynak: https://groundplaysf.org/projects/play-streets/)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yoğun çeşitlilik tabi her zaman kucak açılan bir çeşitlilik olmamış. Kentte kendi varlıklarını görünür kılmak için her grup çok büyük mücadeleler yürütmüş, yürütmeye de devam ediyor. Ben rotamın ilk bölümünde bu çeşitliliğin en yoğun olarak nüfuz ettiği Chinatown, Mission, North Beach, Castro gibi bölgelerde görüşmeler yaparak başlayacağım. Odaklanacağım soru ise “Azınlık grupları Kendilerini mekanda nasıl ifade ediyorlar?Kendi kültürlerini erozyona uğramadan taşıyabiliyorlar mı, yoksa bazı tavizler sonucu mu görünürlük kazanıyorlar?” olacak. Bazı sivil kuruluşları ziyaret edip çalışmaları ve aldıkları geri dönüşler hakkında kısa röportajlar yürüteceğim. Bu konuyu “Monoculture vs. Counterculture: Temizlik, sterilizasyon, mutenalaştırma ve özgürlük” alt başlığıyla’68 hareketinin çıkış noktası olan Oakland ve Berkeley sokaklarında ve üniversitelerinde sanatçılar ve üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek desteklemeye çalışacağım.

Beni en çok heyecanlandıran bir diğer durak ise katılımcı tasarım üzerine çok heyecanlı işler yapan bir tasarım ofisi: CMG Landscape & Architecture. Beni bu araştırma konusuna ve rotaya yönelten en büyük ilhamlardandı bu ofis. Radarıma yeni inşa edilen bir viyadüğün yarattığı kentsel yarığı, mahalleliler ile birlikte tasarladıkları rekreasyon alanı ve çocuk parkına dönüştürdükleri projeleriyle girmişlerdi. Şu sıralar gündemlerinde ise daha da büyük bir tasarım problemi var. 30 blok ve kilometrelerce sokağı kapsayan bir alana halkı tasarım aşamasına açık çağrılar, atölyeler ve anketlerle dahil edip üç ayrı kamusal plan projesi hazırlıyorlar. Ve bu yoğun tempoları arasında görüşme talebimi olumlu karşıladıkları için de ekstra heyecanlıyım! Katılımcı tasarıma bakış açıları, çalışma metotları, aldıkları geri dönüşler gibi konular üzerine bir röportaj yapacağız. Bir canlı yayın için de şansımı zorlayacağım; ama şimdiden iletmemi istediğiniz bir soru varsa bana sosyal medya hesaplarından yazabilirsiniz.

(Kaynak: CMG Landscape Architecture)
(Kaynak: CMG Landscape Architecture)

 

 

 

 

 

 

 

 

Ve ardından gizemli Silikon Vadisi: Çevrimiçi kamusal alan ve karşılık bulduğu fiziksel mekan üzerine…

Ben seyahatimin bu kısmında gözlemleyeceklerimi gerçekten çok merak ediyorum. Çünkü kamusal alan tartışmalarında da çok yeni ortaya atılan bir konu dijital kamusal alan. Dijital ortamda açıklık, şeffaflık, topluluk kurma vaatleri kuran firmaların fiziksel binaları kullanıcılılarıyla nasıl bir ilişki kuruyor? Milyar dolarların aktığı teknoloji dünyasındaki rekabet ortamı ve güvenlik tedbirleri sokağa, barlara, Silikon Vadisi’nden geçen toplu taşıma araçlarına nasıl yansıyor?  Bu tartışma o kadar uçlara gidebiliyor ki mevcut şehirlerin artık teknoloji gelişmelerin önünde engel olarak gören bir kanat bile oluşmuş durumda. Çarşamba günü Silikon Vadisi’nde GooglePlex ve girebildiğim her start-up deliğinde, hacker kuytusunda bu soruların cevabını arıyor olacağım.

(Kaynak: https://hackernoon.com/barely-scraping-by-with-a-250-000-salary-in-silicon-valley-d2b5d665c1c0)

Tüm bunlar olup biterken bir yandan da gezdiğim bölgelerde POPOS ve 1% avında olacağım. POPOS, açılımıyla Privately-Owned Public Open Spaces, şehir merkezindeki plazaların belli oranda kamuya açık alanlar sunmasını gerektiren bir düzenleme. 1985’ten önce, POPOS üç genel şart altında sağlanıyormuş: gönüllü olarak, yoğunluk bonusu karşılığında veya bir onay koşulu olarak. 1985 Downtown Planı ile “şehir merkezinde çalışanların, sakinlerin ve ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda ve çeşitte şehir kalitesinde açık alan sağlamak” amacıyla sistematikleştirilmişler. 1% Art Programı ise yeni inşa edilen binalar ve 25.000 fit kareden daha fazla alan kaplayan ek bina projeleri kapsayan ve toplam inşaat maaliyetlerinin en az 1%’i kadar kamuya açık sanat sunmalarını gerektiren bir diğer uygulama. İki düzenleme de bence günümüz için de hala çok yenilikçi uygulamalar. Şehir merkezini belli sosyal sınıfların güdümünden kurtarıp herkesin varlığını gösterebildiği alanlar haline getirme fikri çok güzel. Ama tabi her mülk sahibi de kamuyu,  katılımcı şehirciliği çok umursamıyor. Yönetmeliklerdeki açıkları kullanarak özel kamusal açık alanlara sınırlandırma getirenler var örneğin. Bunu gün içinde saat kısıtlamalarıyla, mekansal düzenlemelerle veya kamunun bu alanda istenmediğini hissettiren mekansal düzenlemeler ile yapıyorlar. POPOS’lar tüm kente dağıldığı için gittiğim bölgelerde her gün zamanımın bir kısmını bu alanları bulmaya ve deneyimlemeye ayırmak istiyorum. Bir kullanıcı olarak ne kadar hoş karşılanıyorum, bu alanlar ne kadar erişilebilir, bu alanlar tasarlanırken neler ön planda tutulmuş gibi gibi sorularla birlikte…

POPOS: Mission St. 555 Sculpture Garden (Kaynak: Adam S. @yelp)
1% Art: Caruso’s Dream (Kaynak: Michael Rauner)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

San Francisco’da yaşıyan tanıdıklar, Facebook’ta Apple’da çalışan kuzenler, buralarda okuyan arkadaşlar veya akrabalar gibi seyahatimi derinleştirecek her türlü bağlantıyı lütfen bana iletmekte çekinmeyin. Yapacağım temaslarda iletmemi istediğiniz sorular, gitmemi önerdiğiniz yerler, dolar kurunu unutturacak aktiviteler gibi tavsiyeleriniz için de her zaman açığım! Desteğinizi Seyahat Bursu’nun İnstagram, Facebook ve Twitter hesaplarından bekliyor olacağım.

 

San Francisco’da görüşmek üzere,

İrem

Exit mobile version