San Francisco’ya saatler kala…

Selam! San Francisco seyahatime saatler kala rotam hakkında ayrıntılarla karşınızdayım.

Related image

Yolculuğa 19 Temmuz’da Londra aktarmalı toplamda yaklaşık 15 saat sürecek bir uçuşla başlıyorum. İlk günlerimi farklı sosyal kimlik gruplarının yaşadığı bölgelerde geçirip kent politikalarıyla ilgili gözlemler ve görüşmeler yürütüp finali Silikon Vadisi’nde yapmayı planlıyorum. Programım röportaj için konuştuğum kişilerin de programına bağlı olduğu için ufak tefek değişikliklere de açık olacağım bir yandan.

Seyahat Bursu için başvurumu hazırlarken San Francisco’yu araştırdığımda ilk izlenimim, daha doğrusu oturduğum yerden yürüttüğüm fikir, kamusal alanda olup bitenlerin hem çok yenilikçi bir şekilde ve dönüştürücü bir ivmeyle ortaya çıktığı, hem de karşısında hep bir negatifi, onu yavaşlatan bir gücü bulmasıydı. İki İleri Bir Geri başlığı bu şekilde yola çıkmıştı. Orada yapacağım gözlemler ve röportajlarla bu savımın ne kadar isabetli olduğunu göreceğiz; ama şurası kesin ki, San Francisco’daki mevcut kamusal alan tartışmaları, ezberlenmiş taleplerden ve çözümlerden çok uzakta.

Related image
(Kaynak: https://www.smithsonianmag.com/smart-news/traces-san-franciscos-pre-earthquake-chinatown-uncovered-180957528/)

San Francisco, insan çeşitliliği açısından dünyanın en iddialı noktalarından biri. 2. Dünya Savaşı’ndan beri katlanarak artan, gerek etnik, gerek ekonomik, gerek sosyal seçimler açısından müthiş bir çok seslilik mevcut. Hal böyle olunca şehrin ‘68 kuşağına, Mim Topluluğu’na, Diggers hareketine, disiplinlerarası tasarımı tartışmaya açan Halprin Atölyeleri’ne, Özgür Şehir’e ve sonrasında dünyaya yayılacak kamunun şehrini sahiplenmesi, katılımcı tasarım, karşı-kültür, gerilla mimarlığı gibi yeni ortaklık tanımlarına ev sahipliği yapmasına şaşmamak lazım.

Image result for san francisco parking day
(Kaynak: http://www.streetfilms.org/parking-day-san-francisco/)
Image result for playstreets san francisco
(Kaynak: https://groundplaysf.org/projects/play-streets/)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yoğun çeşitlilik tabi her zaman kucak açılan bir çeşitlilik olmamış. Kentte kendi varlıklarını görünür kılmak için her grup çok büyük mücadeleler yürütmüş, yürütmeye de devam ediyor. Ben rotamın ilk bölümünde bu çeşitliliğin en yoğun olarak nüfuz ettiği Chinatown, Mission, North Beach, Castro gibi bölgelerde görüşmeler yaparak başlayacağım. Odaklanacağım soru ise “Azınlık grupları Kendilerini mekanda nasıl ifade ediyorlar?Kendi kültürlerini erozyona uğramadan taşıyabiliyorlar mı, yoksa bazı tavizler sonucu mu görünürlük kazanıyorlar?” olacak. Bazı sivil kuruluşları ziyaret edip çalışmaları ve aldıkları geri dönüşler hakkında kısa röportajlar yürüteceğim. Bu konuyu “Monoculture vs. Counterculture: Temizlik, sterilizasyon, mutenalaştırma ve özgürlük” alt başlığıyla’68 hareketinin çıkış noktası olan Oakland ve Berkeley sokaklarında ve üniversitelerinde sanatçılar ve üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek desteklemeye çalışacağım.

 

Beni en çok heyecanlandıran bir diğer durak ise katılımcı tasarım üzerine çok heyecanlı işler yapan bir tasarım ofisi: CMG Landscape & Architecture. Beni bu araştırma konusuna ve rotaya yönelten en büyük ilhamlardandı bu ofis. Radarıma yeni inşa edilen bir viyadüğün yarattığı kentsel yarığı, mahalleliler ile birlikte tasarladıkları rekreasyon alanı ve çocuk parkına dönüştürdükleri projeleriyle girmişlerdi. Şu sıralar gündemlerinde ise daha da büyük bir tasarım problemi var. 30 blok ve kilometrelerce sokağı kapsayan bir alana halkı tasarım aşamasına açık çağrılar, atölyeler ve anketlerle dahil edip üç ayrı kamusal plan projesi hazırlıyorlar. Ve bu yoğun tempoları arasında görüşme talebimi olumlu karşıladıkları için de ekstra heyecanlıyım! Katılımcı tasarıma bakış açıları, çalışma metotları, aldıkları geri dönüşler gibi konular üzerine bir röportaj yapacağız. Bir canlı yayın için de şansımı zorlayacağım; ama şimdiden iletmemi istediğiniz bir soru varsa bana sosyal medya hesaplarından yazabilirsiniz.

Related image
(Kaynak: CMG Landscape Architecture)
Related image
(Kaynak: CMG Landscape Architecture)

 

 

 

 

 

 

 

 

Ve ardından gizemli Silikon Vadisi: Çevrimiçi kamusal alan ve karşılık bulduğu fiziksel mekan üzerine…

Ben seyahatimin bu kısmında gözlemleyeceklerimi gerçekten çok merak ediyorum. Çünkü kamusal alan tartışmalarında da çok yeni ortaya atılan bir konu dijital kamusal alan. Dijital ortamda açıklık, şeffaflık, topluluk kurma vaatleri kuran firmaların fiziksel binaları kullanıcılılarıyla nasıl bir ilişki kuruyor? Milyar dolarların aktığı teknoloji dünyasındaki rekabet ortamı ve güvenlik tedbirleri sokağa, barlara, Silikon Vadisi’nden geçen toplu taşıma araçlarına nasıl yansıyor?  Bu tartışma o kadar uçlara gidebiliyor ki mevcut şehirlerin artık teknoloji gelişmelerin önünde engel olarak gören bir kanat bile oluşmuş durumda. Çarşamba günü Silikon Vadisi’nde GooglePlex ve girebildiğim her start-up deliğinde, hacker kuytusunda bu soruların cevabını arıyor olacağım.

Image result for silicon valley google
(Kaynak: https://hackernoon.com/barely-scraping-by-with-a-250-000-salary-in-silicon-valley-d2b5d665c1c0)

Tüm bunlar olup biterken bir yandan da gezdiğim bölgelerde POPOS ve 1% avında olacağım. POPOS, açılımıyla Privately-Owned Public Open Spaces, şehir merkezindeki plazaların belli oranda kamuya açık alanlar sunmasını gerektiren bir düzenleme. 1985’ten önce, POPOS üç genel şart altında sağlanıyormuş: gönüllü olarak, yoğunluk bonusu karşılığında veya bir onay koşulu olarak. 1985 Downtown Planı ile “şehir merkezinde çalışanların, sakinlerin ve ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda ve çeşitte şehir kalitesinde açık alan sağlamak” amacıyla sistematikleştirilmişler. 1% Art Programı ise yeni inşa edilen binalar ve 25.000 fit kareden daha fazla alan kaplayan ek bina projeleri kapsayan ve toplam inşaat maaliyetlerinin en az 1%’i kadar kamuya açık sanat sunmalarını gerektiren bir diğer uygulama. İki düzenleme de bence günümüz için de hala çok yenilikçi uygulamalar. Şehir merkezini belli sosyal sınıfların güdümünden kurtarıp herkesin varlığını gösterebildiği alanlar haline getirme fikri çok güzel. Ama tabi her mülk sahibi de kamuyu,  katılımcı şehirciliği çok umursamıyor. Yönetmeliklerdeki açıkları kullanarak özel kamusal açık alanlara sınırlandırma getirenler var örneğin. Bunu gün içinde saat kısıtlamalarıyla, mekansal düzenlemelerle veya kamunun bu alanda istenmediğini hissettiren mekansal düzenlemeler ile yapıyorlar. POPOS’lar tüm kente dağıldığı için gittiğim bölgelerde her gün zamanımın bir kısmını bu alanları bulmaya ve deneyimlemeye ayırmak istiyorum. Bir kullanıcı olarak ne kadar hoş karşılanıyorum, bu alanlar ne kadar erişilebilir, bu alanlar tasarlanırken neler ön planda tutulmuş gibi gibi sorularla birlikte…

Image result for san francisco popos california street
POPOS: Mission St. 555 Sculpture Garden (Kaynak: Adam S. @yelp)
Image result for 1% Art: Caruso’s Dream
1% Art: Caruso’s Dream (Kaynak: Michael Rauner)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

San Francisco’da yaşıyan tanıdıklar, Facebook’ta Apple’da çalışan kuzenler, buralarda okuyan arkadaşlar veya akrabalar gibi seyahatimi derinleştirecek her türlü bağlantıyı lütfen bana iletmekte çekinmeyin. Yapacağım temaslarda iletmemi istediğiniz sorular, gitmemi önerdiğiniz yerler, dolar kurunu unutturacak aktiviteler gibi tavsiyeleriniz için de her zaman açığım! Desteğinizi Seyahat Bursu’nun İnstagram, Facebook ve Twitter hesaplarından bekliyor olacağım.

 

San Francisco’da görüşmek üzere,

İrem

Merhaba!

Herkese merhaba! Ben İrem Korkmaz. Birkaç gün önce İTÜ Mimarlık bölümünden mezun oldum ve kısa bir süre içinde Arkitera 2018 Gezgini olarak San Francisco yolculuğuna çıkıyorum. Seyahatim yaklaşırken, sizi seyahatim kapsamında odaklanacağım noktalar ve bursu kazandıktan sonraki gelişmeler hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Bir şehri, topoğrafyası, binaları veya anıtları şehir yapmıyor; içinde barındırdığı insanlar ve şehir karşılıklı olarak bir etkileşim içerisinde birbirlerinin kimliklerini oluşturuyor. Ben de bu nedenle gezeceğim mekanlardan oluşan fiziki rotam kadar, San Francisco’da bir araya geleceğim insanlardan oluşan “konuşkan rotam” için de çok heyecanlıyım. Bursu kazanmadan önce oluşturmaya başladığım bağlantı ağı giderek büyüyor ve daha San Francisco’ya varmadan bana şehri tanıtmaya başlıyor bile. Henüz valizimi bile hazırlamamışken San Francisco’da yaşayan sanatçılar, girişimciler, yoga öğretmenleri, şehir planlamacılar ve mimarlarla kurmaya başladığım “güvenilir ortaklık” sayesinde şehrin ara sokaklarında gezmeye başlamış gibi hissediyorum kendimi.

San Francisco, barındırdığı farklı kimliklerin ve rollerden insanların birbirleriyle çatışarak / uzlaşarak / dönüşerek / tersinerek kenti sahiplenme biçimleri, devletin kent politikaları ve kullanıcılar arasında oluşan tansiyon alanları, kamusal alan ve katılımcı kent pratikleri açılarından uçlarda gidip gelen, gelişmelerin aldığı reaksiyonlarla 2 ileri 1 geri bir hareket içerisinde… “2 İleri 1 Geri”, aslında pozitif ya da negatif bir yargı ortaya sürmek yerine farklı bir hareket biçimi tarifliyor: negatifini içinde barındıran, negatifiyle kurduğu ilişkiden güç alan, geri dönmekten çekinmeyen ve yönleri tekrar tanımlayan. Bakalım benim San Francisco’daki hareketim nereye varacak…

Haritaya bakınca bize fazlasıyla uzak olsa da, belki de San Francisco hakkında kendi yaşadığımız bölgeden daha çok fikir sahibiyiz. Her an San Francisco menşeli uygulamaları, sosyal medya platformlarını kullanıyor, orada ortaya çıkan trendlere hızla adapte oluyor, San Francisco’nun gerçekliğini kendi yaşadığımız mekana taşıyoruz. Benim bu rotayla amaçladığım şey; San Francisco’nun bize yansıtılan klişelerini çözündürüp mimarlık, kent ve insanların etkileşimini tartışabileceğimiz bir deney alanı haline getirmek. Hep karşımıza çıkan San Francisco imajının arkaplanında neler olup bitiyor? Farklı kimlikler şehirde kendilerini nasıl ifade ediyor? Şehirdeki uzlaşı alanları nasıl bir yol izliyor; tektipleştiren mi, ayrıştıran mı, çoğulluğu zenginlik olan gören bir yol mu? Teknolojik ilerlemeler ve mevcut şehir yapıları birbirleriyle ne kadar ilişkili? Kısacası havalı bir Golden Gate Köprüsü fotoğrafından ziyade mekansal ilişkileri aktaran deneysel üretimlerle kenti araştırmaya ve sosyal medya hesaplarından sunmaya gayret ediyor olacağım. Zaten San Francisco’nun kendini başka alanlarda kanıtlamaya ihtiyacı yok gibi görünüyor. 🙂

Benim seyahat bursuna başvuru sürecinden beri üzerinde en çok durduğum nokta; insanlarla etkileşim, psikolojik kent çözümlemeleri ve bireysel deneyimler ile gözlemler üzerinden kent okumaları oldu. Bu noktada sadece San Francisco’da yaşayan kişilerle olan etkileşimden bahsetmiyorum; bu seyahati Seyahat Bursu’nun sosyal medya hesaplarından takip eden kişilerle de aktif bir iletişim içinde bulunmak en önemli hedeflerimden. Bu nedenle tavsiyelerinizi, katkılarınızı, merak ettiğiniz noktaları, yorumlarınızı, gözlemlerinizi dört gözle bekliyorum. Sizin geri dönüşleriniz bu rotaya bir katman daha ekleyerek zenginleştirecek ve bu platformun amacına daha çok hizmet edecek. Ve bence asıl o zaman “ortaklık” temasının gücünden beslenebileceğiz. 🙂

Bana Seyahat Bursu hesaplarından veya irem.korkmaz@gmail.com adresinden istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Kısa bir süre içinde daha çok ayrıntıyla karşınızda olmayı planlıyorum. Şimdilik hoşça kalın, tanıştığıma çok memnun oldum!

İrem

https://www.facebook.com/seyahatbursu/

https://twitter.com/seyahatbursu

https://www.instagram.com/seyahatbursu

Arkitera Seyahat Bursu 2018’in Kazananı Belli Oldu

Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından 2010 yılında başlatılan ve 2017’den itibaren Geberit sponsorluğunda düzenlenen Türkiye’nin mimarlık alanındaki ilk seyahat bursu olan Arkitera Seyahat Bursu’nun kazananı İrem Korkmaz oldu.

2018 yılında mimarlıktaki ortaklık kavramını sorgulamaya davet eden bursa, pek çok farklı üniversitesinin mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı ve çevre tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunları başvurdu.

16 Nisan’da başvuruları sona eren Seyahat Bursu 2018’e toplam 83 farklı proje katıldı ve 12 isim finale kaldı. 4 Mayıs Cuma günü finale kalan isimlerin birbirinden ilginç ve başarılı sunumları izlenerek yapılan değerlendirme sonrasında İrem Korkmaz bu yılın Arkitera Gezgini olarak seçildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencisi olan İrem, ortaklık temasını “2 İleri 1 Geri” başlıklı rotasıyla San Fransisko katılımcı kent pratiklerinin yol alma biçimleri üzerinden irdeleyecek.

İrem Korkmaz’ın San Francisco rotasının üst başlıkları şöyle sıralanıyor:
– Chinatown, Mission, North Beach, Castro gibi azınlıkların yoğunlaştığı bölgelerde Bağımsızlık Günü nasıl karşılanıyor?
– Silikon Vadisi: Teknoloji kampüsleri ne kadar geçirgen?
– Hi-tech kentte hayalperestlik: Presidio ve Grace Katedrali
– San Francisco sokaklarında ne olmuştu?: Temizlik, özgürlük, mutenalaştırma
– Monoculture vs. Counterculture: 68′ kuşağının ardından üniversitelerde atmosfer nasıl?
– Seçilmiş yaralar: Alcatraz Adası, Fisherman’s Wharf, PIER 39

İrem Korkmaz’ın bugüne kadar yer aldığı bazı atölye ve seminer çalışmaları ise şöyle:
– 16. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, Vardiya, IT Katılımcı
– EASA Avrupa Mimarlık Öğrencileri Buluşması, Fredericia, DK Katılımcı, NC
– Antje Ireland ile Liderlik Seminerleri, Münih, DE Katılımcı
– Divine Design Workshop, Münih, DE Katılımcı
– Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması 16 Istanbul, TR Organizatör
– Forum: “So What Are We Now?”, Studio-X Istanbul, TR Moderatör
– Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması 15,5, Gaziantep, TR Katılımcı
– Poedat Disiplinlerarası Konferansı, Studio-X Istanbul, TR Konuşmacı
– Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması 14, Gebze, TR Katılımcı
– İstanbul Tasarım Bienali Akademik Programı, Istanbul, TR Katılımcı
– Hellastock Construction Workshop, Atina, GR Katılımcı
– EASA Avrupa Mimarlık Öğrencileri Buluşması, Veliko Tarnovo, BG Katılımcı

Arkitera Seyahat Bursu 2018’in Finalistleri Belli Oldu

Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından 2010 yılında başlatılan ve 2017’den itibaren Geberit sponsorluğunda verilen Türkiye’nin mimarlık alanındaki ilk seyahat bursu olan Arkitera Seyahat Bursu’nun finalistleri belli oldu.

2018 teması mimaride “Ortaklık” kapsamında mimarlıktaki ortaklık kavramını sorgulamaya davet eden bursa, Türkiye’nin pek çok farklı üniversitesinden mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı ve çevre tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunları başvurdu.

16 Nisan’da başvuruları sona eren Seyahat Bursu 2018’e toplam 83 farklı proje katıldı. 19 Nisan’da Arkitera Yayın Kurulu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde finale kalan isimler ve “Ortaklık” teması kapsamında gezmeyi planladıkları rotaları şöyle belirlendi:

• Alp Esassolak – Aşure
• Aygen Erol – Sinematrografik Perspektiften Mimari Bir Gezinti
• Büşra Eroğlu & Cengiz İlhan – Seyyah Rotası
• Deniz Oskay – Co-housing
• Gizem Begüm Boylu – Öznesiz Hareket
• Gökçe İçten & Öykü Özsu – Hakuna Matata
• Huri Demet Aksoy – Zorunlu “Ortaklık”
• İrem Korkmaz – 2 İleri 1 Geri
• İsmail Kocataş & Dilan Başak – Akdeniz’den Kızıldeniz’e
• Mehmet Ali Gasseloğlu – Paylaşımlı Mekan Üretim Pratiği Olarak ‘Squatting’
• Onursal Engel – Ortak-lık
• Seda Zafer – Co_partnership

Seyahat Bursu 2018’e başvuran herkese teşekkür ediyoruz.

Arkitera Seyahat Bursu’nu kazanan isim, 4 Mayıs Cuma günü mimar Gökhan Avcıoğlu, 2017 Arkitera Seyahat Bursu kazananı Ahmetcan Karakadılar ve Barkın Laçin Özdemir’in de yeraldığı seçici kurul üyelerine yapılacak sunumların ardından 7 Mayıs’ta açıklanacak.

Arkitera Seyahat Bursu İçin Son Başvuru Tarihi 16 Nisan Pazartesi!

Seyahat Bursu 2018 için son başvuru tarihi yaklaşıyor. Bursa katılım koşulları ve 2018 teması ile ilgili daha önce paylaşmış olduğumuz bilgileri tekrar buradan sizlere iletmek istedik.

Seyahat Bursu Konusu: “Ortaklık”
Mimarlıkta “ortaklık” kavramını masaya yatırmak istersek aklınıza neler gelirdi?

Mimari üretim doğası gereği disiplinlerarası olduğundan, birçok meslek dalı ile ilişkide olması gerekir. Mimarlığın sürekli bir ilişki içinde olduğu ya da dönemsel olarak karşılıklı etkileşimde olduğu olguları, mimarlığı doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen disiplinleri “ortaklık” olarak düşünebilir miyiz? Mimarlığın ve diğer disiplinlerin birbirleri ile olan ilişkilerini irdelemek ortaklık mıdır?

Katılımcı mimarlığı bu bağlamda nereye koyabiliriz? Ortak dediğimiz belki de “kullanıcı”nın kendisidir? Kullanıcıları fiziksel çevrelerinin planlama ve tasarım süreçlerine katılmasını “ortaklık” teması altında inceleyebilir miyiz? Disiplinlerarası mimarlık, katılımcı mimarlık, sosyal mimarlık, müşterek üretim… Sizin mimarlıkta “ortaklık” olarak değerlendirilebilir dediğiniz kavram nedir?

Geberit sporsorluğunda yapılan Arkitera Seyahat Bursu’nda bu sene, mimaride “ortaklık” fikrinin nasıl farklı şekillerde ele alındığına bakıyoruz. Bu bağlamda ortaklık kavramının mimarlığa yansımasını sorgulayan bir rota belirlemenizi istiyoruz. “Ortaklık” temasıyla bu yıl sizleri ortaklık denildiğinde aklımıza gelenleri sorgulamaya davet ediyoruz.

Değerlendirme Kriterleri Nelerdir?
Bursiyer adaylarından, dünyanın ve/veya Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki gezi planları hazırlamaları bekleniyor.
Bursiyerin seçilmesinde aşağıdaki kıstaslara dikkat edilecektir:
1. Bursiyerin bireysel gelişimine katkı sağlaması,
2. Arkitera’nın konuyla ilgisi göz önüne alınarak içeriğin tüm platformlarda konunun zenginleştirilmesine sağlayacağı katkı,
3. Bursiyerin sunacağı bütçenin ekonomik olması ve planlanan rotanın 10 günü aşmaması değerlendirme kriterlerinden biridir.

Seçici Kurul Üyeleri
• Gökhan Avcıoğlu (Mimar)
• Ahmetcan Karakadılar (2017 Arkitera Seyahat Bursu kazananı)
• Barkın Laçin Özdemir (Gezgin)
• Arkitera çalışanları
• Geberit yöneticileri

Takvim
Son Başvuru Tarihi: 16 Nisan 2018
Finalistlerin Açıklanması: 20 Nisan 2018
Finalistlerin Sunumları: 2-3-4 Mayıs 2018
Kazananın Açıklanması: 7 Mayıs 2018
Seyahat Aralığı: 1 Haziran – 31 Temmuz 2018

Katılım Koşulları
Seyahat Bursu, 1 Ocak 1993 ile 31 Aralık 1998 tarihleri arasında doğan; mimarlık, şehir ve bölge planlama, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı ve çevre tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarının katılımına açıktır.

İstenenler ve Bursiyerlerin Uymakla Hükümlü Olduğu Esaslar
• Seyahat Bursu 2018, “Ortaklık” teması ile yapılmaktadır. Tema hakkında kısa bir açıklama metni girişte verilmiştir. Bu temaya uygun olmayan başvurular dikkate alınmayacaktır.
• Seyahatin şartnamede belirtilen zamanda yapılması gerekmektedir.
• Kazanan bursiyerden üç kademeli bir çalışma beklenmektedir.
a. Kazanan gezi planını olgunlaştırmak için, seyahat öncesinde yapılacak çalışmalar.
b. Gezi boyunca yapılacak paylaşımlar.
c. Gezi sonrasında yapılacak sunum ve raporlamalar.
• Bursiyer adayı 2-3 ve 4 Mayıs 2018 tarihleri arasında Arkitera’da yapılacak finalist sunumuna katılmak zorundadır.

Başvuru
Başvurularda aşağıdaki bilgilerin mutlaka bulunması gereklidir:

1. Seyahat planı
2. Seyahat bütçesi
3. Sosyal medya profillerinin linkleri
4. Yazmış olduğu blog(lar) (eğer varsa)

Başvurular, seyahatbursu@arkitera.com adresine pdf formatında gönderilmelidir.

Eski Gezginler Seyahat Bursu’na Nasıl Başvurdu?

27 Mart Salı günü Instagram hesabımız üzerinden yaptığımız canlı yayın sırasında bize en çok sorulan sorulardan biri “başvuru sırasında nasıl bir sunum hazırlamamız gerekiyor?” oldu.

Bu konuda sizlere yardımcı olmak ve örnek vermek amacıyla eski gezginlerimizden bazılarının başvurularını paylaşmaya karar verdik.


İlk örneğimiz Atıl Aggündüz’e ait. 2016 yılında “Tahribat” teması ile düzenlediğimiz Seyahat Bursu için Atıl aşağıdaki gibi bir sunum ile başvurmuştu.
Atıl Aggündüz


İkinci başvuru örneğimiz 2014 gezginimiz Elif Yılmaz’a ait. Elif, Seyahat Bursu’nun 2014 teması “Ya Sonra?” kapsamında yapmayı planladığı geziyi aşağıdaki gibi planlamıştı.
amsterdam_elif_yilmaz


Üçüncü örneğimiz ise 2015 gezginimiz Erenalp Saltık’a ait. 2015 temamız “Anma Mekanları” kapsamında Japonya’da bir rota planlayan Erenalp’in başvurusu da aşağıdaki gibiydi.
erenalp_saltik


Sizinle paylaşacağımız son başvuru örneği ise 2017 gezginimiz Ahmet Can Karakadılar’a ait. 2017 teması “Zaman Geçer” kapsamında düzenlenen bursa Rusya ile ilgili bir rota hazırlayarak katılan Ahmet Can’ın başvurusu şöyleydi:
ahmet_can

Arkitera Seyahat Bursu ile tüm sorularınızı seyahatbursu@arkitera.com adresinden bizlere iletebilirsiniz.

Unutmayın son başvuru tarihi 16 Nisan!

Eski Gezgin’lerden İpuçları – Ahmet Can Karakadılar

2017’de Geberit sponsorluğunda düzenlenen ve teması “Zaman Geçer…” olarak belirlenen Seyahat Bursu için ilk aşamada 59 proje başvurmuş ve 19 isim finale kalmıştı. 27-28 Nisan günü finale kalan isimlerin birbirinden ilginç ve başarılı sunumları izlenerek yapılan değerlendirme sonrasında Ahmet Can Karakadılar 2017 Arkitera Gezgini olarak seçildi.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencisi olan Ahmet Can, “Zaman geçer; fikirler, binalar, şehirler, ideolojiler, anılar, deneyimler kalır.” diyerek Bolşevik İhtilali’nin 100. yıldönümünde, ihtilalin Sovyet mimarisine etkilerini inceledi. Ekim Devrimi ve onunla gelen toplumcu ve yapıcı (konstrüktivist) anlayışın dönem içindeki etkileri ve değişimlerini gözlemledi. Moskova ve St.Petersburg’da avangard Rus Mimarisi, Stalinist Mimarlık, Modern Sovyet Mimarisi ve günümüz çağdaş mimarlığının izlerini sürdü.

Ahnet Can, Haziran ayında yaptığı 11 günlük Rusya gezisini, 12 Ekim Perşembe günü, ODTÜ Mimarlık Amfisi’nde yaptığı bir sunumla anlattı.

Ahmet Can’ın 2017’de yaptığı seyahate dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Eski Gezgin’lerden İpuçları – Atıl Aggündüz

2016 yılında “Tahribat” temasıyla düzenlenen Arkitera Seyahat Bursu’nun kazananı Atıl Aggündündüz oldu.
İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden Ocak 2016’da mezun olan Atıl, 2016 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan Rio de Janeiro’yu inceledi. Türkiye’nin de yakın zamanda atlattığı olimpiyat sürecini yerinde gözlemleyip, olimpiyat yatırımlarının kentte yarattığı değişimleri, yerel halkın sürece tepkilerini değerlendiren Atıl, seyahati süresince bir eskiz defteri oluşturdu.

Atıl, 21-30 Haziran tarihleri arasında Rio de Janeiro’ya yaptığı seyahate dair izlenimlerini, 3 Ekim 2016 tarihinde İTÜ Taşkışla’da düzenlenen Seyahat Bursu Sunumu‘nda paylaştı.

Atıl’ın 2016’da yaptığı seyahate dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Arkitera Seyahat Bursu 2018’e katılmak isteyenler ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirler.

Gökhan Avcıoğlu: “Mimarların Gezisi Kuru Turistik Geziler Olmamalı”

Arkitera Seyahat Bursu’nun bu seneki jüri üyelerinden GAD Architecture’un kurucusu, mimar Gökhan Avcıoğlu ile seyahat-mimarlık ilişkisini de içeren bir söyleşi yaptık.

Seyahat etmenin sizin için önemi nedir?
Mimarlık görerek olur. Görerek, içine girerek, dışında durarak, etrafında dolaşarak olur. “at, in, on”. Dünya’da insan eliyle yapılmış veya doğanın kendi kendine ürettiği, yarattığı ne varsa görmek gerekir. Çünkü bütün bunlar mimarın hafızasında toplanır. Zamanı geldiğinde hatırlanır ve bir tasarıma dönüşür. Bugün büyük bir fırsat var. Ulaşım araçları çok gelişti. Son 18 senedir dünyanın gidilmeyen yerlerine gidip sosyal medya üzerinden birbirimize aktarmaya başladık. Gidilmemiş adalar, kara parçaları vardı. Antartika, Patagonya keşfedildi. Şimdi insan en tepelerdeki, en derinlerdeki yerlere ulaşmaya çalışıyor. Bunların hepsi mimarlıkla ilgili. Çünkü mimarlık sığınma içgüdüsü ve bunun üstüne konabilecek duygularla alakalı. O yüzden insan eliyle yapılmış her şeyi görmek, içinde olmak faydalı bir tecrübe.

Mimarlık eğitiminiz sırasında ya da mezun olduktan sonra ilk bina-kent odaklı gezinizi (mimari gezinizi) nereye yapmıştınız? Geçmişe dönüp baktığınızda bu geziden sizde iz bırakan neler olmuştu?
Gezilerim üniversite eğitimimden çok daha önce başladı. Pamukkale’de içinde antik çağdan kolonların olduğu bir sıcak su havuzu vardı. O benim için çok ilginçti. Efes-Priene-Milet üçgeni de çok ilginçti. Çünkü Lego’ya benziyorlardı. Yerde duran taşları sorduğumda “bunlar eskiden şehirdi, binaydı” dendi. Sonra Kapadokya’da tersine mekan yaratılması, oyularak mekan yaratılması beni etkiledi. Bir başka örnek de Boğaz Köprüsü. Adım adım köprünün yapılmasını izledim. Gözümüzün önünde dev bir mimari yapı yapıldı. Mimari diyorum çünkü onların da içine giriyoruz.

Daha sonrasında daha bilinçli geziler oldu. Mesela öğrencilik yıllarında, çeşitli sebeplerden dolayı, okul sık sık kapanıyordu. Ben çokça Batı mimarlığının olduğu yerlerde yaşadım. Batı’ya her zaman gitme şansımız olduğu için Doğu’ya yolculuklar yaptım. Devrim öncesi İran önemliydi. Güneydoğu’daki savaşlardan önce orada olma fırsatım oldu. Afganistan da Taliban baskısı altında değildi. Sonradan buralar kapalı ülkeler haline geldi. Dolayısıyla İsfahan’a kadar otostopla yolculuklar yaptım.

Kaynaklarda Doğu’ya kıyasla Avrupa ve Kuzey Avrupa daha kuvvetli. Güney ve Doğu da sosyal medya sayesinde keşfediliyor.

Sonrasında ise Batı’ya yolculuklarım başladı. Batı merkezli bir hayat sürdüm. Batı’da ders verdim. Doğu’nun üzerine Batı daha güzel oturuyor.

Türkiye’den ya da dünyadan mutlaka ziyaret edilmesini önereceğiniz kentler, eserler neler olur?
Anadolu çok şanslı bir yer. Doğu ve Batı mimarlığının örnekleri var. Anadolu vurgusu şu anlamda da önem taşıyor. Tarih boyunca iki kırılma noktası var. Bir tanesi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kırılma. Ama sanki Osmanlı öncesi pek sayılmıyor gibi. Halbuki Batı mimarlığının en önemli başlangıç unsurları bu topraklarda. Aslında burası Batı mimarlığının önemli merkezlerinden birisi.

Türkiye’de ellinin üzerinde antik kent var. New York’un grid planı tamamen Priene’ye dayanıyor. Kartezyen ya da organik şehir kurguları için buraları incelemek lazım. Seyahatlerde sadece fiziksel ziyaretler değil de gidilen yerlerde önemli mimarlarla da görüşmeler yapılmasından yanayım. Mimarların gezisi kuru turistik geziler olmamalı.

Katman katman gidecek olursam eğer her döneme ait önemli vurgular var. Venedik de, New York da önemli. Temelde görülmesi gerekenler var. Fraktal olarak geliştirilmesi gerekenler var.

Mesela Kapadokya’da hacimle hareket eden bir şehir varken, Venedik’te akan bir şehir var. Öncesinde buna niyetlenmemiş ama daha sonrasında bunu kabul eden bir durum var. Bu ikisi ilginç. İkisinin de kurgusu çok önemli. Birinde su kayaların altında duruyor, ötekinde su sokaklardan taşıyor.

New York insan eliyle yapılmış en ilginç durumları bir arada barındıran bir şehir. Yaya olarak şehrin altından ve üstünden her yere gidebilirsin. Yaya merkezli bir şehir dersem garip gelecek ama zeminde de üst kotta da ilerleyebiliyorsun. Merdiven ve asansör gibi araçlarla çıkılabilecek en üst noktalara ulaşabilirsiniz. Bina içinde ya da dışında. Toprağın altında ya da üstünde. New York’a özenen birçok şehir bunu beceremedi İstanbul gibi.

Gezen insanın “bizim medeniyetimize ne katılabilir?” diye düşünmesi lazım gezerken. “Yediğin içtiğin senin olsun. Bize gördüklerini anlat.” burada geçerli.

Seyahat etmek konusunda önerileriniz, ipuçlarınız var mı?
Bir klasiktir. Mimarların üzerinde çokça durduğu Corbusier’nin bir İstanbul gezisi ve bir elbisesi vardır. Defteri, kalemi nerede duracak bellidir. Bir gezgine kıyafet biçmiştir. Bunu bugüne uyarlamak gerek. Kişiye özel elbise bile ilginç bir konu. Corbusier’nin çizdiklerinden bile daha ilginç olan elbisesidir. Metre olmadan yolculuk yapılmaz. Karışın, kulacın ne kadar olduğunu bilmek gerekir.

Eklemek istedikleriniz var mı?
İki türlü gezme var. “Geçmiş, şimdi, gelecek”. Bugün ya da çok yakın bir geçmişe ait olan çok taze binalar bugünü ifade ediyor. Bugün hepinizin görüşünü bekleyen binalar. Son 25 yıla “bugün” diyoruz. Bir üniversitenin araştırma laboratuvarında yeni yapılmakta olanlar da geleceğe örnek. “Gelecek nedir? Daha kolay, daha güzel, daha sağlam nasıl olabilir?” sorularının cevabı aranıyor. Mimarlığın iyi, güzel ve sağlam olması için hepimizin katkıları gerekli.