MOSKOVA
Fotoğraf: G.P. Golstein / SCANPIX / kod: 20360

Selamlar herkese. Ben Ahmet Can Karakadılar. Halihazırda ODTÜ’de mimarlık okumaktayım. Bu sene sizleri soğuk kıtalara, bambaşka (!) bakış açılarına götürmeye niyetliyim. Her şeyden önce size hedeflerimden bahsetmek istiyorum:

Benim “Zaman Geçer” temasına yaklaşımım; mimarinin, zamanın yok etmeye çalıştığı şeyleri ne kadar kalıcı yapabildiği veya yapamadığının bir gözlemine çıkmaktı. Zamanın ötesine geçme şansı belli bir ideolojiyi veya fikri kendi üstlerine taşıyan yapılara atfedilmiş durumda. Ki bu zamane politikaları ise mimari üzerinden çok net bir şekilde okunabilen düşüncelerdir. Buradan yaklaşımla benim çıkarımım aslında kalıcı olan mimarinin yanında, onların üzerlerine bir etiket misali yapıştırılmış, yapıların üzerinden üretilmiş (veya yapılar üzerine uygulanmış) ideolojileri, düşünceleri bulmak ve onları okumak üzerinde şekillendi.

Önemsediğim ikinci gerçek ise bu gezinin sadece bana değil, takip eden ve sonrasında izine düşmek isteyen herkese bir ilham kaynağı olması ve onları koltuklarından doğrultacak bir konu üzerine olmasıydı. Bu bağlamda Rusya, bilinmezliği, popülist kültürün çerçevesinde fazla olmaması, modern mimariyi derinden etkileyen saklı cevherleri, tüm kültür birimlerinin birbiriyle interaktif bir biçimde iç içe olması ve birbirini etkilemesi dolayısıyla zaten öncesinde de ilgimi çeken ve ara ara araştırdığım bir yerdi. Bu coğrafyanın tarihinin kronolojik bir incelemesinin yapılması, dönemleri o an etkileyen unsurları ve dönemlerin birbirini nasıl etkilediği üzerine açık bir yorum yapılabilmesi adına daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Başlıktaki fotoğrafı kullanmamın sebebi ise, bu dönemde devrim çoşkuyla birlikte gelen ve yeni bir yurt, ülke, sistem, halk, aidiyet, uygarlık kurma fikrinin aynı coşkuyla ileride üzerine düşeceğim sanatçılar, mimarlar, yöneticiler ve halk tarafından da karşılanması ve hep bir elden uygulanmaya çalışılması. Görseldeki Lenin ise bu dönemin ve modern anlayışların en büyük destekçisi olmuş, zamanında Türkiye’de açılmış Köy Enstitüleri’ne benzer ülkeyi sanat ve zanaat ile kalkındırmaya yönelik okulları ve prensipleri desteklemiş, halkı galeyana getirdiği gibi tüm ülkeyi ayağa kaldırmaya çalışmıştır. Tüm bu dönemi işlerken içinizde aynı çoşkuyu, bir şeyler yaratma, keşfetme, milletçe ilerleme olgusunu da hissettirmeye çalışacağım.

Gitmeden önceki son amacım ise kendime ve takipçilere bir arka plan oluşturmak adına hem bazı okumalar paylaşmak hem de gideceğim yerleri en azından bir göz aşinalığı yaratacak seviye sizlere sürprizini kaçırmadan anlatmaya çalışmak olacak.

Son olarak, sizlerden ricam şudur ki: paylaşım yapın, müdahale edin, uyarın, iletişime geçin, sahiplenin. Ben de sizler kadar öğrenci, öğrenen durumundayım. Amacım sizlerin merakını her konuda sonuna kadar körükleyebilmek. Her türlü tavsiyenize; şuraya git, şunu dene, aman şunu görmeyi unutma, bir de şu açıdan çek, orada da şöyle bir müze varmış, o döneme ait filmler, şiirler, romanlar da varmış onlara da bak, Ruslar gerçekten kahvaltı da votka mı içiyormuş, sokaklarda ayı dolaşıyor mu vs. açığım. İletişim bilgileri aşağıda mevcut durumda. Hem kişisel hesaplarımdan hem de Seyahat Bursu hesaplarından ulaşmaya çalışabilirsiniz.

https://www.facebook.com/seyahatbursu/

https://twitter.com/seyahatbursu

https://www.instagram.com/seyahatbursu

Eğer bana kişisel hesaplarımdan ulaşmak ve sorularınızı direk aktarmak isterseniz de:

https://www.facebook.com/ahmetcan.karakadilar veya ahmetcankarakadilar@gmail.com

Uzun bir yazıyla çok da içinizi baymamak adına hazırlık yazılarını bir seri halinde yayınlanmayı düşünüyorum. Lakin önce şu final jürisini atlatmam lazım.

Sağlıcakla kalın! Ve takipte kalın.

Şimdi ben buraya neden çıktım, niçin çıktım, nasıl çıktım? Bunu izaha gerek var!