dabbawallahs!

Dabbawallah bir dağıtım sekli ve yazılı hiç bir kuralı yok. Her gün milyonlarca yemeğin evlerden calışma yerlerine ulaşmasını sağlıyorlar. Bisiklet arkasında giden bu çantaların üzerinde işaretler ve renkler var. Çalışanların hiç biri egitim görmemiş ama hepsi hatasız teslimat yapıyormuş. Yanımdaki cocuk bunu kimsenin açıklayamadığını söyledi ama ben hintlilerin matematik zekasına bağladım durumu.

20110812-071700.jpg

20110812-071719.jpg

20110812-071728.jpg

hırsız pazarı

Hırsız pazarı denilen yer Mumbai de çalınan herseyi bulabileceğiniz bir pazar. Öyle ki insanlar çalınan eşyalarını bulmak için buraya geliyorlarmış, burda yoksa bırakın zaten aramayın diyorlar. Pazar müslüman mahallesinde, satıcıların cogu müslüman, büyük olasılıkla aracılar.

İsmi hırsız pazarı olunca biraz çekindim açıkcası ama baktım burada pek tehlike yok, önemli olarak caldirmamak 🙂

Burada neler var diye soracak olursanız, sokulmuş araba parçaları, ibadet yerlerinden toplanması ayakkabılar, elektronik aletler, müzik aletleri, aklınıza gelebilecek her şey

20110812-071001.jpg

20110812-071016.jpg

20110812-071028.jpg

Buranın hemen yanında bir de meyve sebze pazarı vardı, ordan biri güzel poz verdi

20110812-071224.jpg

açık hava çamaşırhanesi herkese açık!

Mahlaxmi’ye gidiyorum, Dhobi Ghat adinda büyük bir açık hava çamaşırhanesi var. Genelde hastanelerden ve huzur evlerinden buraya çamaşırlar geliyormuş, hiç bir zaman hata ve eksik olmadan aynı adrese yollanıyormuş. Açıkcası vaziyete bakınca ne kadar temizleniyor bilmiyorum ama insanlar gayet iyi bahsediyor. Ortadaki çeşmelerde çamaşırlar yıkanıyor, kenarlardaki evlerde ise çalışanlar barınıyor.

20110811-022344.jpg

[iframe width=”480″ height=”299″ src=”http://www.youtube.com/embed/2Pre63qNgIE” frameborder=”0″ allowfullscreen]

Dadar ve iş merkezleri

Trenden indiğimde ilk dikkatimi çeken yeni is merkezleri oldu. Bu çevre diğer gördüğüm yerlere göre daha gunceldi. Ancak hemen yani başındaki barınaklar durumun tezatligini göz önüne seriyordu. Burası gelişim alanı olarak planlanmış bir bölge, büyük şirketler kuleler dikip, yatırım yapıyorlar ve yerel halkı zorluyorlar. Halk kendini savunmaya çalışıyor elinden geldiğince.

20110811-021415.jpg

20110811-021426.jpg

20110811-021436.jpg

Çiçek pazarına doğru giderken yolda bekleyen işçiler var, kamyonlarla buraya gelip kendilerinin alınmasını bekliyorlar.

20110811-021520.jpg

Aynı yol üzerinde balık pazarı bulunuyor, aynı zamanda bu balık pazarı finans merkezlerinin tam önünde. Burada gerçekleşen balık transferi tüm hindistan’a yayıliyormus. İnsanlar kafalarının üzerindeki kasalarda balık taşıyorlar.

20110811-021649.jpg

20110811-021657.jpg

20110811-021707.jpg

20110811-021713.jpg

Sonunda çiçek pazarına varıyorum , sokaklarda çiçek satanların gelip toptan alış veriş yaptıkları bir pazar burası, 30bin metrekare büyüklüğünde, ben gittiğimde daha yeni kuruluyordu, gece üçe kadar açık kalıyormuş.

20110811-021838.jpg

20110811-021857.jpg

20110811-021903.jpg

20110811-021914.jpg

kahvaltı

Bir kaç gündür şüphe ile yaklaştığım Hint mutfağına dün yaptığım açılımdan sonra denemelere devam eder oldum. Kahvaltı için salas bir dükkana girdim, kahvaltı menüsünden Utappa dedikleri, kendimde gözlemeye benzettigim şeyi ısmarladım. Açıkcası görünüşü ve tadı fena olmasa da baharatı ağır geldi biraz bana daha az baharatla daha uygun olabilirdi benim için.

20110811-015713.jpg

Jai ho!

Bugüne otobüs yolculugu ile başladım, otobüsler genelde orta sınıf tarafından tercih ediliyormuş, lakin trene göre daha pahalılar. Otobüsler genelde eski, binince para toplayan biri var ücretleri o topluyor.

20110811-014010.jpg

Otobüsle Chhatrapati Shivaji terminaline geliyorum, tam işe gidiş saati ve tıklım tıklım. Kuzeyde yaşayan insanlar, güneye çalısmaya geliyorlar. Terminal binası İngiliz mimar Frederick William Stevens tarafından yapılmış, Mumbai deki bir cok koloni donemi binası ona ait. Bu bina Londra’daki St Pancras istasyonu ile bir cok ortak nokta taşıyor. Bina aynı zamanda yakın tarihte UNESCO dünya mirası listesine girmiş.

20110811-014344.jpg

20110811-014353.jpg

20110811-014406.jpg

20110811-014430.jpg

Bulunduğum platform Slumdog Millionare in son sahnesinin çekildiği platform, bundan sonra trene binip gittiğim çiçek pazarı var, o da birazdan

[iframe width=”560″ height=”349″ src=”http://www.youtube.com/embed/UxLSZoFK8EM” frameborder=”0″ allowfullscreen]

biraz da yemek

Dhavari’den sonra kentin güneyindeki ulusal modern sanatlar müzesine gittim. Çeşitli dönemlerden Hint sanatçılarının tabloları vardı, binası eski İngiliz binalarını anımsatan kubbeli bir yapı. Hint sanatçılarının soyut eserlerinde bir çekicilik var, büyüdükleri ortam ve kültür bunu getiriyor sanırım, burda da önünde oturup oyle daldığım bir tablo var.

20110810-094452.jpg

Burdan sonra bugün Hint mutfağını denemeliyim dedim kendime, sosyal medyadaki önerileri takip ederek, Chopper Chimney’i buldum. Ambiyansi fena degildi, içerde benim dışımda oturan büyük bir hindu ailesi vardı, menüden buranın spesiyalleri olan Bkrah Chop, Panner Masala söyledim. Biri zencefilde beklemiş kuzu kaburgası digeri ise içerisinde peynir olan kori sostu. Açıkcası yemeden önce baharattan çekinsem de o kadar ağır değillerdi, Bostancı’daki kaburgacıdan sonra burası et konusunda bir kademe üstüydü.

20110810-094908.jpg

Yemekten sonra önüme içerisinde küçük bir limon olan teneke bir kap geldi, ben koklayip ne olduğunu anlamaya çalışırken, garson bunun parmaklarımı yıkamak için olduğunu söyledi.

20110810-095020.jpg

üretimin ve geri dönüşümün göbeğine hoş geldiniz!

Bu sabah kalkar kalkmaz tura yetişmek için yola çıktım, bu arada tur derken, bir seyahat acentasının değil, bu bölgeye yardım etmek için kurulmuş bir kar amacı gütmeyen bir örgütün organize ettiği bir etkinlik. Tur rehberlerimiz Dhavari’den iki genç, büyük olasılıkla onlar da bu örgüt sayesinde bu ise başlamışlar.

Dharavi Asya’nin en büyük gecekondu bölgesi, bir milyona yakın nüfusu var, içerisinde her dinden her milletten insan yaşıyor. Bir yandan da burası 665 milyon dolarlık piyasa döngüsüyle büyük bir üretim merkezi. Bir çok yer ufak ufak atölyelere benziyor, ama kendileri bunlara fabrika demekte, ki insan içeri girdiğinde o fabrika yoğunluğunu hissediyor. Orda yaşayanları ve çalışanları rahatsız etmemek için fotograf çekilmesi istenmiyor ama kartpostal aldım bir kaç adet.

20110810-082913.jpg
İlk gittiğimiz yer plastik geri dönüşümüydü. Önce bir grup insan toplanan plastikleri kalitelerine göre ayırıyor, daha sonra da ayrılan plastikler bir makine ile beraber küçük parçalara bölünüyor. Bir dükkanın çatısına çıktık, genelde iki katlı ve çok küçükler, çatısına çıktığımız yerden alanın tamamı gozukebiliyor, burda çalışanlar aynı zamanda bu mekanda barınıyorlar. Çatılarda ise bu küçük parçalar, tarhana gibi seriliyor, üzerlerinde insanlar yürüyüp büyük kalanları temizliyor.

Buradan biskuvit üretilen bir yere doğru gidiyoruz, yollar o kadar dar ki bir kişi anca geçebiliyor, bu arada sokaklarda yikananlar, bulduğu demir parçalarıni işleyenler bir çok şey var. Aslında bölgenin içerisinde apartmanlar da var ama insanlar bir arada yasamayı tercih ediyormuş, herkes birbirini görüyor, böylece daha güvenli bir ortama sahip oluyorlar. Sonunda bisküvi üretilen yere geliyoruz, hemen hemen bir fırın büyüklüğünde ama içerisi tıklım tıklım, burada üretilen biskuviler İngiltere’ye dek yollanıyormuş.

Sonraki durağımız büyük zeytin yağı, pirinç vs. tenekelerinin toplandığı, çok yüksek ısıda yıkanıp, tekrar kullanıma sokulduğu atölye, içeride 5 metreye yakın dizilmiş, teneke bekliyor. Bu kadar çok plastik geri dönüşüm tabiki saglık koşullarını düşürüyor. Etraf hayli pis ve zehirli.

Burada çeşitli mahalleler var, müslümanlar, hindular… Hindu mahallesinde gözlemeye benzeyen bir şey olan paddadom yapan kadınları görüyoruz, açık havada üretiyorlar herseyi, Mumbai de yediğimiz tüm paddadomlar buradan geliyormuş.

Hind bölgesinde bir aile evine giriyoruz, hayli küçük, 5-6 metrekare. İçeride bir tane eşyaların, kendilerinin yıkandığı bir bölme var, bir de küçük tezgah. Yukarlarda raflar var eşyalar için, tuvalet yok çünkü insanlar dışarda ortak tuvaletleri kullanıyorlar.

20110810-085428.jpg

[iframe width=”480″ height=”299″ src=”http://www.youtube.com/embed/oLVGljwucTc” frameborder=”0″ allowfullscreen]

Buradan çıkıp çömleklerin yapıldığı bölgeye gidiyoruz, buranın özelliği ise buranın gecekondu olmaması, burası legal sekilde planlanip yapılmış, ancak daha sonra yatırım kesilmiş. Diğer yelde göre buradaki üretim sekli orta avlu gibi alanlarda gerçekleşiyor, insanlar ortada çalışıyor, etrafta yaşıyor.

20110810-091724.jpg

20110810-091711.jpg

20110810-091645.jpg

Sonrasında daha önce bahsettiğim örgütün egitim merkezine gidiyoruz, burada gençlere temel İngilizce ve bilgisayar eğitimi veriliyor, biz gittiğimiz de ise yaklaşık 8-10 kişiye Cv hazırlama, ise başvurma eğitimi veriliyordu.

Bir sonraki durağımız deri üreticileri oluyor, hayvan derileri buralarda toplanıyor ve işleniyor, dediklerine göre büyük markaların cogu buradan temin ediyormuş ürünlerini.

Son olarak anaokuluna geliyoruz, bizim dünyamıza en yakın yer burası gibi geldi bana, çoğumuzun gittiği anaokuluna benziyor, cocuklar çok sevecen, öğretmenleri de öyle. Bize buranın işleyişi ile bilgi veriyorlar, söyle enteresan bir yöntemleri var, cocukların hepsinin isminin yazdığı kartlar var bunları boyunlarında taşıyorlar. Ama bu kartlarda bir de çizimler var, bunlar cocukların kendi çizimleriymiş. Önce boş kartı verip, cocuklara dilediklerini cizidiriyorlar, sonra isimlerini yazıyorlar.

20110810-091601.jpg

20110810-091550.jpg

[iframe width=”480″ height=”299″ src=”http://www.youtube.com/embed/8OLUytywLRY” frameborder=”0″ allowfullscreen]